Haziran 1979'da İzmir'de doğdu. İzmir Demokrat Radyo'da program yapımcılığı ve haber editörlüğü yaptı. 1997 yılında İstanbul'a yerleşti. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. 2000 yılında, henüz öğrenciyken, İletişim Yayınları'nda grafik-tasarımcı olarak işe başladı. Yayınevinin 2000-2004 yılları arasında çıkarmış olduğu bir çok kitabın kapak tasarımının yanı sıra, başta dünya edebiyatı, Türkçe edebiyat ve biyografi olmak üzere, çeşitli dizi kapaklarının yeni kimliklerini oluşturdu. Şubat 2004'te Everest Yayınları'nda Sanat Yönetmeni olarak göreve başladı. 2005 yılında, Grafikerler Meslek Kuruluşu'nun yirmi dördüncüsünü düzenlediği Grafik Ürünleri Sergisi kapsamında sergilenecek ürünlerin seçilmesi amacıyla yapılan yarışmada, "Kitap Kapağı Tüyap Özel Ödülü"nü "Babek" isimli çalışmasıyla aldı. 2006 yılında “Sincap” isimli çalışmasıyla, 2008’de ise ‘Cımbızın Çektikleri”yle aynı ödüle layık görüldü. Bunların dışında 2005 yılında düzenlenen Starbucks Kahve Fincanı Tasarımı yarışmasında juri özel ödülü, 2006 yılında ise Apple i-can, Garanti Flexi Kart tasarımı yarışmasında 2. lik ödülü aldı. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Yüksek Lisans programında öğrenimini sürdürmekte, ayrıca AKUT Arama Kurtarma Derneği’nde arama köpeği yetiştiriciliği yapmaktadır.


BASINDAN


Ciddiyet, Tutarlılık. Yaratıcılık

Bizde Cumhuriyet, veya Amerikalıların Paris'te hazırlayıp Avrupa'da sattıkları International Herald Tribune gibi gazeteleri düşünün. Tasarımları benzer bir ciddiyetle 'yapılmış ve yıllarca muhafaza edilmiş' bu yayın organlarını elimize aldığımızda bizi tasarımla ilgili bir sürprizin beklemediğini biliriz. Onlar hakkında sevdiğimiz şey de zaten budur. Aynı durum mesela çok özel bir yayın çizgisi olan Ayrıntı Yayınları için de geçerlidir. Tıpkı Can Yayınları'nın kapakları gibi onlarda da kapağın genel anlayışı sürprizlerden olabildiğince uzaktır, okuyucu neyin nerede olacağını baştan bilir. Bu tür kapak anlayışı tamamlayan bir diğer unsur da arka kapak yazıları olsa gerek. Aynı kişi tarafından yazılmış gibi duran arka kapak yazıları, kitabın tıpkı yayınevinin diğer kitapları gibi bir ortak anlayışın ürünü olarak seçilip bu diziye alındığını anlatır. Bu tür bir anlayışı benimsememiş olan yayınevlerininkine göre bu ne kadar da değişik bir tercih! Daha Anglosakson diyebileceğimiz ve bizde Doğan Kitap ve Everest'in çok başarılı uyguladığı yayıncılık anlayışı, kitapları birer ürün olarak bize sunuyor. Bir edebi zevkin, siyasi görüşün veya estetik beğeninin merkezinde yer aldığı bir yayıncılık anlayışı değil bu. Kitapların kapakları da zaten tam bu duruma tanıklık ediyor: Her kapak bir film afişi gibi düşünülmüş. Bu konuda yayın dünyamızın hemen anılması gereken iki önemli tasarımcısından biri asıl işi reklamcılık olan Hakkı Mısırlıoğlu, diğeri ise Utku Lomlu. İletişim Yayınları'nın tarihindeki en önemli iki yayıncılık olayından birinde, Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı'sında kitabın iç tasarımı, kullanılan yazı tipleri, reklamları ve kapağı tam bir uyum gösteriyordu. Günümüzden bir kadın figürü, Osmanlı minyatürlerinden alınmış at ve âşık figürleri kitabın anlayışına uygun biçimde düzenlenmiş, aynı tasarım billboard'larda da kullanılmıştı. Daha sonra gelen Kar'da Mısırlıoğlu dörde böldüğü kapağa Orhan Pamuk'un bir Kars sokağında karlı bir manzarada yürürkenki fotoğraflarını koymuş ve bu hareketin bir parçası olarak da romanın adını ve yazarını yazmıştı. Arka kapaktaki New York Times gibi yayın organlarından alınmış tanıtım yazılarıyla birlikte bir bütün olarak kitap mükemmel bir ürün veya başka bir açıdan bakacak olursak, kitlelere sunulmuş kendi kendine yeten bir sanat eseriydi. Utku Lomlu bu yayıncılık anlayışını sürdüren çok başarılı Everest Yayınları kapaklarında, daha önce anılan yayınevlerinin aksine, okuyucuyu her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Her kitabın ruhunu yansıtan bir görsel numara, oyun, buluş sayesinde bu romanlar ve deneme kitaplarının yazarları kendilerine iyi birer yardımcı da bulmuş oluyor. Ama bir yandan da bu gösterişli kapakların kitapların da önüne geçtiği söylenebilir. Bir kitaptan geriye insanın aklında öncelikle kapağın kalması, tasarımcının başarısı olduğu kadar okurlar olarak bizim başarısızlığımız da. Okuduğumuz on binlerce kelime bir şekilde bir kapağa indirgeniyor. Adı üstünde, açmakla ilgili değil, kapamakla ilgili bir kavram, kapak: Kitabı kapattığımızda, onunla işimiz bittiğinde gördüğümüz şey.

Sabah, 18/07/2008


Kapakların yaratıcıları işin sırrını anlattı

Everest Yayınları'nın tasarımcısı Utku Lomlu: "Bir yayınevinin kapak tasarımlarından sorumlu olmakla, herhangi bir markanın görsel kimliğini yönetmek arasında çok büyük bir fark yok bence," diyor. Bu da, yazıda belirttiğimiz üniform olmayan kapak anlayışının bir yansıması. "Bir kitabın kapağını tasarlarken onu yayınevinin görsel kimliğinden bağımsız düşünmüyorum. Fakat sorumluluk duygusu öncelikle yazara. Çünkü üreten, yaratan, bir emek sonucunda ortaya bir eser çıkartan yazar. Buna çok büyük saygı duyuyorum. Bu yüzden her ne kadar büyük bir zaman baskısı altında da olsam elimden geldiğince yazara ve yapıtına en uygun olanı yapmaya çalışıyorum," diyen Lomlu ilk tasarladığı kitap kapağını hatırlamıyor. Hem editör hem de yazarla kapak tasarımı için görüşüyor ve bu süreci şöyle anlatıyor: "Biri yapıtını içerden anlatır ve görür, diğeriyse dış gözdür. Bu yüzden her ikisini de dikkatlice dinlemek, her ikisinden ayrı ayrı brief almak gerekir. Sonrasında, oluşturduğum taslak çalışmalar arasından bir tanesini seçme sürecine de, her ikisini de aynı anda dahil etmeye çalışırım." Kapak tasarımını yaptığı bütün kitapları okumak ise imkânsız. "Keşke hepsini okumak mümkün olsa, sonuç çok daha farklı olurdu. Anlatılanlar üzerinden bir şeyler yapmakla, eserle bire bir ilişki kurup oradan bir şey görüp, çıkartmak arasında çok fark var. Okuma fırsatı bulup, sonrasında kapağını tasarladığım kitaplar, benim açımdan daha tatmin edici ve arkasında durulur oluyor," diyor Lomlu ve en sevdiği Türk kapak tasarımcıları arasında Bülent Erkmen, Mehmet Ulusel, Nazlı Ongan ve Hakkı Mısırlıoğlu'nu sayıyor. Tek tip tasarımların daha çok kişisel gelişim, araştırma-inceleme türündeki kitaplar için uygun olduğunu belirten Lomlu, "Edebiyat yapıtı için konuşuyorsak ben kitabı tek bir kalıba sokmaktan yana değilim," diyor. "Bana bu işin kolaycılığı gibi geliyor. Fabrikasyon bir üretim. Bir şablona resmi koy, olsun bitsin. Dili, duygusu, düşüncesi birbirinden tamamen farklı iki ayrı kitaba aynı elbiseyi biçmek, tektipleştirmek, bence yayınevinin yazara değil, kendine daha çok önem verdiğinin göstegesidir. Çünkü bu tip uygulamalarda genelde yayınevi öne çıkar, akılda kalır, yazar değil. Okuyucu özellikle bir yayınevinin çıkarttığı kitapları takip etmek isterse onu kitabın üzerinde üniforma olmadan da bulur." Utku Lomlu, kapak tasarımlarını en beğendiği yabancı yayınevleri arasında Penguin, Bloomsbury ve Rowolth'u sayıyor.

TÜYAP Kitap Kapağı Ödülü Utku Lomlu’ya

Grafikerler Meslek Kuruluşu tarafından 27.si düzenlenen "Grafik Ürünler Sergisi"nde bu yıl TÜYAP Kitap Kapağı Özel Ödülü Everest Yayınları Sanat Yönetmeni Utku Lomlu ile tbwa reklam ajansından Şükran Genç arasında paylaştırıldı. Utku Lomlu bu ödüle, Cımbızın Çektikleri adlı kitap kapağı çalışmasıyla değer bulundu. Ödül jürisi, Hakkı Mısırlıoğlu, Nazlı Ongan, Sadık Karamustafa, Turgut Erentürk ve Gözde Oral'dan oluşuyordu.

Sabah, 30/07/2008


Utku’nun kapakları

Kitaplara kapak yapmak da bir sanattır, Türkiye’de yayınevlerinin pek rağbet etmediği bir dal olsa da. Genellikle eşe dosta, editörün kızına, ahbap bir reklam ajansına falan kapak yaptırılır. Türkiye’de de kitapların kapakları ya kötüdür, ya da çok kötüdür.

Erkmen, Mısırlıoğlu gibi büyük grafik ustaları dışında bu ezberi bozan tek bir kişi var: Everest ve Alfa’nın “in house” tasarımcısı Utku Lomlu. İlk kez Mehmet Murat Somer’in kitaplarına yaptığı kapaklarla dikkat çekmişti, giderek daha da çılgın, daha da şık, daha da özel işler yaptı.

Son olarak Ayşe Kulin’in yeni öykü kitabı “Bir Varmış Bir Yokmuş”a çift taraflı bir kapak yapmış ki-insan alıp saatlerce bakmak, çevirmek, yeniden bakmak, dokunmak falan istiyor. İnsan bunun Türkiye’de yapılmış olabileceğine ihtimal vermiyor; eline sağlık Utku.

Akşam, 22/03/2006
Oray Eğin



Ünlü isimlerin rüyaları bu ajandada buluştu

İyi Matbaa, 2007 yılı için 'Bir Rüyanız Var' başlıklı bir ajanda hazırladı. Ajandanın özelliği sayfalarında iş, sanat ve siyaset dünyasının ünlü isimlerinin rüyalarına yer vermesi....

Her yıl farklı bir konu belirleyen ve ünlü isimlerin o konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini içeren bir ajanda hazırlayan İyi Matbaa, 2007 yılının ajandasını 'Bir Rüyanız Var' başlığıyla piyasaya sürdü. Remzi Kitabevi tarafından Türkiye'nin önemli alışveriş merkezlerinde satışa sunulacak olan ajandada iş sanat, siyaset ve edebiyat dünyasından 53 ismin rüyaları, kendi çektikleri fotoğraflar ya da kendi kalemlerinden dökülen satırlarla gözler önüne seriliyor... Bu tasarımlar arasında; Utku Lomlu'nun masal kahramanlarının isimlerinden oluşan kapı zillerini gösteren fotoğrafı, Bahadır Baruter'in rüyasında Anıtkabir'in basamaklarında ayışığında Mustafa Kemal ile konuşması ve Bedri Koraman'ın ilginç figürlerle süslü karikatürü dikkat çekiyor.

Sabah, 15/12/2006



...Grafikerler Meslek Kuruluşu'nun bu yıl 24'üncüsünü düzenlediği Grafik Ürünleri Sergisi kapsamındaki ürünlerin seçilmesi amacıyla yapılan yarışmada, "Kitap Kapağı TÜYAP Özel Ödülü"ne "Babek" isimli çalışmasıyla Everest Yayınları Görsel Sanat Yönetmeni Utku Lomlu değer görüldü. Lomlu'nun "Babek"in yanı sıra yine Everest Yayınları için hazırladığı "Holding" ve "Vücut" isimli kapak çalışmalarıyla Kapı Yayınları'na hazırladığı "Şahane Gazeller" ve "İskender Pala Bütün Eserleri" dizi kapakları da sergilendi.

Sabah, 01/06/2005



Grafik tasarımcısı Utku Lomlu, imza attığı kitap kapağı tasarımlarıyla okuyucuyla yazar arasındaki kapıyı aralıyor

Felsefe öğrenimi görmüş olan Utku Lomlu'nun İletişim Yayınları'ndan çıkan birçok kitabın kapak tasarımında imzası var. Son dönemde, Murat Somer'in Hop Çiki Yaya polisiye dizisi ve Naim Dilmener'in Türk Pop Tarihi kitaplarının kapak tasarımlarıyla gündeme gelen Lomlu'yla tasarım üzerine konuştuk.
Nasıl başladınız tasarıma?
İzmir'den İstanbul'a okumaya geldiğim ilk yıl, ev arkadaşlarım evden serbest reklam işi yapıyorlardı. Bu işi ilk orada, onları seyrederek öğrendim ve sevdim; sonra da kendimi geliştirdim.
Kitap kapakları dışında neler tasarlıyorsunuz?
Gazete ilanları, afişler, davetiyeler, basın duyuruları, kitap afişleri.
Bu işin eğitimini almayı düşünüyor musunuz?
Marmara ya da Mimar Sinan Üniversitesi'nde grafik dalında yüksek lisans yapmak istiyorum ama bu programa sadece grafik bölümünden mezun olanları kabul ediyorlar. Duyduğum kadarıyla, Yedi Tepe Üniversitesi bu yıl bir yüksek lisans programı açıp, dışarıdan gelenleri de alacakmış. Belki oraya devam etme imkanım olur.
Eğitim şart mı?
Bizim yaptığımız işte deneyim çok önemli. Birçok grafik bölümü mezunu, işin teknik kısmını; eğitimli olmayanlar ise işin sanatsal yanını bilmiyor. Bu işi iyi yapabilmek için deneyim sahibi olmak dışında, görsel algınızın da gelişmiş olması gerekiyor. Bu, bilgisayarda gerekli programları bilen herkesin iyi iş çıkarttığı anlamına gelmiyor. Kişinin görsel algısının yüksek olması gerekiyor.
Siz kendinizi sanatsal yönden eksik hissediyor musunuz?
İlk başlarda hissediyordum. Ancak zaman içerisinde kaynaklardan faydalanıp, yapılan işleri takip edince ufkum açıldı. Arada, Marmara Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Gürbüz Doğan Ekşioğlu ile beraber çalışıyoruz. Bu şekilde kendimi ilerlettiğimi düşünüyorum.
...
Ne tür kaynaklardan yararlanıyorsunuz?
Arşivimiz Türkiye özelinde yeterli olsa da, daha çok olaylar üzerinden gidiyor. İstediğiniz görsel malzemeyi hemen bulamıyorsunuz. Burada reklam ajanslarındaki gibi CD'ler yok. Bizimkisi, gazete ve dergilerden oluşan bir arşiv. Konu kitap kapağı olunca, bu arşiv yetersiz kalıyor. Günlük yaşam içerisinde dikkatimi çeken şeyler de oluyor tabii. Dışarıya çıktığımızda sürekli bir iletişim bombardımanına uğruyoruz. Benim yaptığım iş de bir çeşit iletişim aslında. Fikir almak için internete de başvuruyorum.
Kapağı tasarlamadan önce kitapları okuyor musunuz?
Çok zorda kaldığımda okuyorum. Mesela, Murat Somer'in Hop Çiki Yaya polisiye dizisinin ikinci kitabını okudum. İlk kitabına da göz gezdirmiştim. Arka kapak yazılarına bakıp bir şeyler çıkardığım da oluyor. Özellikle araştırma inceleme kitapları tarihi kitaplar olduğu için, editörler kendi malzemelerini getiriyor.
....
Tasarım aşamasında en çok neye dikkat ediyorsunuz?
Kapak, okuyucuyla yazar arasında bir köprü görevi görüyor. Bir kitabevine girdiğinizde ilk gördüğünüz, kitabın kapağı oluyor. Kitabı, kapağını görerek elinize alıyorsunuz. Kapak önemli bir görsel faktör. Ancak kapak kitaptan da kopmamalı. Sadece estetik kaygılarla yaklaşmamak, kitabı iyi ifade eden bir çözüm bulmak lazım. Yazarın kafasındaki imgeyle tasarımcının kapağa koyduğu örtüşmeli. Okuyucu kitabı okurken, kafasında kapağa uygun bir imge oluşuyor. O yüzden kapak çok dengeli olmalı; hem yazarın anlatmak istediğini anlatmalı, hem de okuyucunun kafasında bir şeyler oluşturmasına imkan tanımalı.
Tasarım aşamasında genelde editörle mi yoksa yazarlarla mı iletişim kuruyorsunuz?
Araştırma inceleme kitaplarında editörlerle; edebiyat kitapları söz konusu olduğunda ise yazarların kendileriyle konuşuyorum.
...
İleriye dönük projeleriniz var mı?
Kitap kapağı yapmayı seviyorum bir kere. Bu, tasarımın bambaşka bir boyutu. Her tasarımcı oturup kitap kapağı yapamaz. Başlıca hedefim, her zaman yaptığım işin daha iyisini yapmak. Tasarladığınız bir kapak bir diğerine benzememeli. Her kapak ayırt edici olmalı. Kendimi tekrar etmemem, sürekli kendimi yenilemem şart. Burada bütün gün oturup bir şeyler tasarlamıyorum; zamanımın üçte biri araştırma yapmakla geçiyor.

Radikal, 28/06/2003
Melis Çelebi